Ucup giden hayallerim,1

Model Detayları

  • Kayıt Tarih: 27 Mart 2013 7:03:21
  • Bitiş Tarihi: Bu ilanin süresi doldu

Model Açıklaması

ucup giden hayallerim,1

Düğümlenmiş, dolu dolu olan gözlerimdeki yaşlara engel ol-
mak için çabalıyorum.
“Üzülmeyin lütfen! Bir kazaydı.” Başımı kaldırdığımda,
bu son derece nazik sesin sahibiyle göz göze geliyorum. Ba-
kışlarımı ondan kaçırırken hemen arkasındaki bağıran adam
heykeline kilitleniyorum. Boğazım düğüm düğüm. Gözlerim
dolu dolu. Koşar adımlarla bahçeye çıkıyorum. Kendimi def-
ne ağacının altındaki ahşap bankın üzerine bırakıyorum. Bü-
tün gücümle engel olmaya çalıştığım göz yaşlarım yanakla-
rımdan süzülmeye başlıyor. Siyah takım elbise içine beyaz
gömlek giymiş, pembe mor arası kravatıyla son derece hoş
görünen adam elindeki kağıt mendili bana uzatıyor.
Uzanıp alıyorum. Göz yaşlarımı silerken; “Geldiğinizi
fark etmedim,” diyorum.
“Özür dilerim Elvan. Rahatsız etmek istemedim,” diyor.
“Ben çok üzgünüm Sinan bey,” diyorum yutkunarak.
Yanıma oturuyor. “Kırılan sadece bir kadehti ve kolayca
yenisini alabiliriz, ” diyor. Biraz daha yanıma yaklaşarak gü-
len gözleri ve sıcak sesiyle devam ediyor; “Eğer kırılan bir
kalp olsaydı, bak işte onu bir daha yerine koyamazdım. Hadi
artık üzülme,” diyor.
“Bunları duymak beni rahatlattı,” diyorum hıçkırıklarımı
boğazımda düğümleyerek. Sinan, kaygılı bir hâlde bize doğ-
ru gelen Eren’i görünce ayağa kalkıyor. Ona doğru yönele-
rek; “Sen Elvan’la kal. Ben misafirleri geçirdikten sonra ge-
lirim. İsterseniz beraber bana gideriz. Salonun güzel bir man-
zarası var, orada bir şeyler içeriz,” diyor.
Eren bir süre hiç konuşmadan öylece durup soran gözlerle
bana bakıyor. Üzgün olduğunu görebiliyorum ama söyleyecektek kelime bulamıyorum. Sonra, usulca yanıma oturup şefkat
dolu ses tonuyla; “Ne oldu Elvan?” diyor.
Hani öyle bir gün olur da, insan, hıçkırıklarını boğazında
düğümler, sonra nazı geçtiği birisinin “Ne oldu” demesiyle o
düğüm kendiliğinden çözülüverirya.
Zor zapttettiğim gözyaşlarını boşalıyor. Hıçkırarak ağla-
maya başlıyorum. İçimdeki dehlizlerden kardeşim Arda, öz-
lediğim annem, kaybolan kedim, kırılmışlıklarım, dargınlık-
larım, Kerem’im ve daha ne varsa hepsi birbiri ardına göz-
yaşlarımla beraber yanaklarıma süzülüyor.
Yıllardır içime atıp üzerini örttüğüm birikimler bir yağ-
mur bulutu gibi gri. Gri bulutlar, gök gürültüsü misali hıçkı-
rıklarımda. Öyle bir sağanak ki… Durmak bilmiyor. “Hani,”
diyorum. “Bu yağmurlardan sonra gökkuşağı görünür mü?”
Sükunetini hiç bozmadan yanımda bir sığınak gibi duran
Eren parmaklarıyla göz yaşlarımı siliyor. İçim boşaldıkça
yükümün hafiflediğini hissedebiliyorum…
“Şimdi daha iyiyim,” diyorum.
“İçeriden içecek bir şeyler almamı ister misin?” diye so-
ruyor.
Gözlerimi “evet” anlamında kapatıyorum kalan damlala-
rı düşürerek.
Eren beni sorularla boğmamış, birileri görecek mi diye
düşünerek tedirgin olmamış ve en önemlisi de “Sen güçlü bir
kadınsın Elvan. Ağlama,” dememişti. Kendimi onun yanında
ıssız ve yalın hissetmiştim. Hem yanımda olup hem yalnız
hissettirmeyi, hem destek olup hem sırt vermemeyi nasıl da
başarmıştı. Bunun nedeni, beni gerçekten iyi tanıyor olması
mı, yoksa arınmış sanatçı ruhunun bakınca görmeyi bilen ya-nı mıydı? Merak ediyorum. Atölyedeki çalışmalarından, kişi-
sel sergisi için yaptığı portreleri düşünüyorum. Her birinin in-
sanı karşısında mıhlayan bir derinliği vardı. Bu durumda dü-
şündüğüm ve anlatmadığım ya da dile getirmekte zorlandı-
ğım her şeyi o sessiz tablolar dile getiriyordu.
Eren elindeki bardağı bana uzatıyor; “Sana kahve getir-
dim. Üşümüşsündür,” derken, diğer elindeki hırkayı omuzla-
rıma örtüyor.
“Teşekkür ederim,” diyorum.
Kısa bir sessizlik oluyor.
“Sana Kerem’den hiç bahsetmedim, değil mi?” diyorum.
“Hayır,” diyor Eren. “Adını hiç söylemedin. Ama neden
olduğu sarsıntıları görebiliyorum”
Ellerimle saçlarımı geriye atarak, kaşlarımı yukarı kaldı-
rıyorum. Biraz daha iyi görünmeye çalışarak; “Çok kötü gö-
rünüyorum, değil mi?” diye soruyorum.
“Hayır kötü değil,” diyor, ciddî bir ses tonuyla.
“Bunu beni teselli etmek için söylüyorsan üzülürüm.
Çünkü sen bana karşı hep objektif davrandın. Bu nedenle yo-
rumlarını çok önemsiyorum ve çoğu zaman söylediklerinden
güç alıyorum. Ama şimdi kalkıp bu inancımı yıkarsan ger-
çekten daha kötü hissederim,” diyorum soğuk bir sesle.
Üzerimdeki hırkaya iyice sarınarak gözlerimi elimdeki
kahve fincanına dikiyorum.
Eren sakin bir şekilde konuşmasına devam ediyor;
“Ben sana, kötü görünmüyorsun demedim ki Elvan. Böy-
le zamanlar hayatımızın dönüm noktalandır. Sen de böyle bir
dönem geçiriyorsun. Biliyorsun bazen bir şeylerin yenidenyapılandırılması için önce yıkılması gerekir. Ben birikimle-
rinden besleneceğini ve iyi şeyler yaratacağını görebiliyo-
rum. Çünkü sende böyle bir yetenek var.”
Aslında henüz tanımlayamadığım bir çarpışmanın içinde
olduğumu biliyorum ama üst üste gelen sarsıntılardan öyle
yorgun düşmüşüm ki, hiç gayret etmediğimi fark ediyorum.
Buna rağmen, benliğimi okşayan ve moral veren bu söz-
ler karşısında kendimi daha iyi hissediyorum.
“Peki ben neden göremiyorum bu yeteneği.”
Eren sevimli bir kahkaha atıyor ve ekliyor;
“İçindeki harabenin arasına bir bak bakalım, belki hazi-
ne görürsün.”
Gözlerini karşıdan gelen Sinan beye çeviriyor. ” Ne der-
sin, Sinan’ın teklifini kabul edelim mi?”
“Bilmem ki,” diyorum, omuzlarımı silkerek. “Sen ne
dersin?”
“Hazırsanız gidelim,” diyor Sinan bey, yanımıza yakla-
şırken. İtiraz etmeye fırsat bulamadan onu takip ediyoruz.
Büyükçe ve oldukça bakımlı bir bahçe kapısından içeri
giriyoruz. Karşılıklı duran iki kadın heykeli elleriyle lamba-
ları tutarak yolu aydınlatıyor. Bahçeyi geçtikten sonra iki kat-
lı evin merdivenlerinden çıkarak fazla eşyalara boğulmadan
zevkle döşenmiş salona giriyoruz. Yere kadar inen büyük
pencerelerin önündeki rahat koltuğa bırakıyorum kendimi.
Sinan bey içecek bir şeyler hazırlarken Eren de müzik setinin
başına geçiyor. Hafif bir klasik müzik eşliğinde pencereden
dışarıyı seyrederken, üzerimdeki tedirginliği denizin dalgala-
rına bırakıvonım. Adaların uzaktan göz kırpan ışıklarına da-
.ı dingin yüreğime tatlı bir hüzün çöküyor.

İlan ID: 4126051fbbb44b68

  

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.