PLATİN ÜYELER

GOLD ÜYELER

SİLVER ÜYELER

EVLİLİKTE UYUM,

EVLİLİKTE UYUM

Evliliğin yürütülebilmesi çok özen gerektirir. Burada eşlerin birbirine olan uyumu çok önemlidir.

Nasrettin Hoca kadı olarak, yani hâkim olarak görev yaparken bir aile sorunu nedeniyle mahkemeye başvuran bir çifti dinliyormuş. Eşlerden önce erkeği dinlemiş ve sonra “Haklısın evladım,” demiş. Sonra kadını dinlemiş, bakmış o da kendine göre haklı. “Sen de haklısın kızım,” demiş. Mahkeme salonunda davayı dinleyenlerden biri, “Hoca efendi, hem adama hem de kadına haklısın diyorsun. Böyle şey olur mu?” demiş. Nasrettin Hoca kısa bir süre ne cevap vereyim diye düşünmüş ve “Sen de haklısın evladım. Doğru söylüyorsun!” demiş.

Gerçekten evlilikte eşler daima kendi açılarından baktıklarında veya olayları değerlendirdiklerinde sanki haklı gibi görünürler. Eşlerin daima diğer eş tarafından da olaylara bakması gerekir. Genç evliler hele anne baba olmadan önce eş olarak uyumlu dengeli bir iletişim sağlayabilmelidirler.

Şüphesiz başarılı bir evlilik için gerekli yaşam biçimini benimsemek ve uygulamak kısa sürede ulaşılabilecek bir düzey değildir. Başanlı bir aile kurabilmenin ilk temel koşulu dengeli ilişkiler kurabilen birer eş olmaktır. Bu dengeyi kurabilmek için eşler beklentilerinin neler olduğunu anlayıp benimsemeli, paylaşmalı ve özen göstermelidirler. Esasında evlilikte uyumun gerçek bir reçetesi yoktur diye düşünebiliriz. Her eş kendi özveri ve samimiyeti ve içtenliği ile uyumu sağlamak için çaba göstermelidir.

Eşlerin günümüzde belli bir düzeyde evliliği devam ettirebilecek maddi koşullara sahip olması gerekliliği bu tüketim toplumunda artık olağan bir gereksinim gibi duruyor.

Tabii ki evli eşlerin fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı olmaları, ayrıca duygusal yönden olgun ve güçlü ve ayaklarının üstünde durabilmesi gerektiği şüphesizdir.

Unutmamalıyız ki başarılı evlilikler eşlerin çabalan ve akıllıca planlanmış yaşantıları sonucu kazanıj>\oruduklan bir birlikteliktir. İnsanlar evlenirken bu evliliğin sonsuza kadar devam etmesi umudundadır. Ancak bütün çlürfyada olduğu gibi Türkiye’de de boşanmalar her yıl artmaktadır.

Bu durum umutların hep gerçekleşmediğinin işaretidir. Bugün boşanma nedenlerinde mahkeme kararlannda “şiddetli geçimsizlik” en önemli neden gibi gözükmekte. Ancak bizim saptadığımız kadarıyla cinsel sorunlar evlilikte uyumsuzluk sorununun başında gelmektedir. Bu kitapta, cinsel sorunları olan kimseler kendi sorunlarının düzelmesine yardıma olacak pek çok teknik bilgi bulacaktır. Sorunların nedenlerine inecek, yüzleşecek ve üstesinden gelmesini öğrenecektir.

Tıbbi seksoloji açısından baktığımızda hiçbir zaman sen haklısın veya sen haksızsın diyemeyiz.

Cinsel sorunların görülebilmesi olağandır diye düşünebiliriz. Bunların üstesinden gelebilmek için eşlerin karşılıklı konuşabilmeleri, cinsellik ve diğer konularda fikir alışverişinde bulunabilmeleri beklenir. Cinsellikten önce, başarılı diyebileceğimiz bir evlilikte eşler, başkalarıyla konuşamadıkları birçok konuyu birbirleriyle konuşabilmelidirler. Eşler yapıcı tartışmayı bilmelidirler. Diğer bir deyimle eşler nerede ve ne kadar konuşabileceklerini, nerede ve ne zaman susmaları gerektiğini bilmelidirler. Eşlerin özveri ile gösterecekleri her çaba evlilikte uyumu yerleştirmeye yararlı olacaktır. Bu da cinsel sorunların daha kısa bir sürede ortadan kalkmasını ve dolayısıyla mutluluğu sağlayacaktır.

GEBELİKTE CİNSELLİK

Gebelik, hele kadının ilk gebeliği ise, kadında genellikle büyük izler bırakabilen bir dönemdir. Kadının vücudunda

gözle görülen birçok fizyolojik değişikliklerin yanında, pek çeşitli duygusal ve ruhsal değişiklikler de olmaktadır. Bu yapısal ve duygusal değişiklikler kadının eşiyle olan duygusal bağlarına da etkili olmaktadır. Eşten eşe, aileden aileye ve içinde bulunduğu toplumsal yapıya göre de pek değişik görünümlere rastlamaktayız. Örneğin evliliğin beklenilen ilk gebeliği ise, eşleri birbirine daha yakınlaştırmakta, özellikle bizim toplumumuzda kadına dişiliğini, erkeğe de erkekliğini kanıtlama fırsatı vermektedir. Fakat beklenmeyen veya istenmeyen bir gebelik ise, eşlerin ilişkilerine olumsuz bir etki yapacaktır.

Özellikle ilk çocuk bekleyenler artık sadece bir çift olma durumundan bir aile, ebeveyn olma havasına girecektir. Kısaca, eşler bu gebelik nedeniyle, bir gebelik süresi içinde ve doğumdan sonra birbirlerine ya daha yakınlaşacaklar ya da daha uzaklaşacaklardır.

Yaşamın bu değişik devrinde cinsel davranışlar bakımından da bazı özellikler gösteren değişiklikler göze çarpmaktadır. Eskiden üzerinde durulmayan bu konular hakkında eşlerin bilgi sahibi olmaları, onlann mutluluklarına mutlaka yardımcı olacaktır.

Cinsellikle ilgili, hekime hiç soru sormayan kadınların dahi, özellikle ilk gebelikte, “Bebeğime zarar gelir mi?” endişesiyle kitap karıştırmaya başlaması veya değişik kaynaklardan bilgi edinmeye çalışması dikkati çekmektedir. Gebelerin pek çoğunun bu konularda bilgi edinmek için dolaylı sorularla hekime başvurduğunu klinik tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim. Gerçekten cinsel istek ve dürtüde gebelik sırasında bazı farklılıklar gözlenmektedir ve kadın da bu değişikliği fark etmektedir. Gebelikte cinsel yaşamla ilgili kadının bilmesi gereken bilgiler henüz verilmemektedir.

İnsanın seks yaşamınm, dünyaya gelişi ile ihtiyarlayıp ölümü arasında, yani bütün yaşamı boyunca değişik boyutlarda, fakat bir devamlılık içinde sürdüğü artık bütün tıbbi seksoloji otoriteleri tarafından kabullenilmektedir. Bu devamlılık sürerken sadece gebeliğin çeşitli aylarında değil,