“Tanrıya şükür gelmiş!” Diğer kadın gülmeye başladı.
“Carlton, Nick’lc bir iş meselesi hakkında konuşmak için
Bermuda daki muhteşem bir plajdan beni buraya sürük-
ledi.”
“Carlton sırasını beklemek zorunda,” dedi Bebe umur-
samazca. “Alcx ve benim burada olma sebebimiz de Nick.
Alcx, uluslararası bir otel zinciri inşa etmek için Nick’lc
konuşmak istiyor. İki haftadır Roma’dan Nick’c ulaşmaya
çalışıyordu, fakat Nick telefonlarına cevap vermedi, biz de
bu yüzden dün buraya geldik.”
“Ericka’yı göremedim,” dedi diğer kadın.
“Göremezsin, çünkü Nick onu buraya getirmedi…
Onun yerine kimi getirdiğini görmek istiyorsan biraz bek-
le.” Bcbe’nin görgülü sesindeki alaycı kahkaha, cümlesinin
devamını getirmeden Lauren’ın kaskatı kesilmesine neden
olmuştu. “Buna inanmayacaksın! On sekiz yaşlarında bir
kız ve Missouri’dcki bir çiftlikten gelmiş. Nick bir saatli-
ğine yanından ayrılmadan önce ona tek başına idare edip
edemeyeceğini sordu…” İki kadın uzaklaştıkça sesleri du-
yulmaz olmuştu.
Bcbe’nin sözlü saldırısı Laıırcn’ı hem şaşırtmış hem de
sinirlendirmişti, ama sakin bir şekilde kapıyı açıp koridora
çıktı.
Bir saat sonra Tracy’nin tuvalet masasında oturan Laıı-
ren, parlak bal ve altın rengi tutamlar yüzünü çerçeveleyip
muhteşem dalgalar halinde omuzlarına dökülene dek saç-
larını fırçaladı. Sonra çabucak çıkık elmacık kemiklerine
gül renkli bir allık sürüp dudaklarındaki ona uyumlu par-
latıcıyı düzeltti ve makyaj malzemelerini çantasına attı.
Nick muhtemelen aşağıda, havuzun kenarında onu
bekliyor olmalıydı. Bu düşünce turkuvaz renkli gözlerininmutluluktan parlamasına neden olmuştu, aynaya doğru
eğilip annesine ait olan on dört ayar altın küpeleri dikkatle
taktı.
İşini bitirdiğinde banyo yaparken Nick’in gönderdiği
krem rengi, uzun ve şık jarse elbisenin etkisini görmek
için geri çekildi. Yumuşak kumaş dik ve dolgun göğüsleri-
ni bclirginlcştiriyor, elbisenin uzun, dar kolları bileklerine
kadar kollarını zarif bir şekilde sarıyordu. Altın renkli ince
kemeri hafıfbol olan bel kısmını kavrayarak elbisenin düz
yakasından, Tracy’nin ona ödünç verdiği zarif altın ren-
gi ayakkabıların göründüğü hafifçe genişleyen etek ucuna
kadar Lauren’ın kadınsı vücut hatlarını ortaya çıkarıyor-
du.
“Harika!” Tracy gülüyordu. “Etrafında dön de arkanı
göreyim.”
Lauren itaatkâr bir şekilde söyleneni yaptı.
Lauren’ın beline kadar açık, güneşte bronzlaşan sırtı-
na bakarken, “Önden oldukça ağırbaşlı görünen bir elbise
arkadan nasıl olur da bu kadar çarpıcı görünebilir?” diye
sordu Tracy. “Pekâlâ, aşağı inelim mi?”
İkisi birlikte balkonda yürürlerken Lauren, açık pence-
relerden içeri giren havuz kenarındaki eğlencenin sesini
duyabiliyordu. Gülüşen onlarca kadın sesi, erkeklerin ka-
lın sesli mırıldanmalarına karışıyor ve daha sonra düzensiz
bir şekilde orkestranın hareketli müziğiyle birleşiyordu.
Bahçeye çıktıklarında beş saniye içinde Tracy’nin et-
rafını saran arkadaşlarının onu alıp götiirmesiylc birlikte
Lauren tek başına kalmıştı. Boynunu uzatarak Nick’i gö-
rebilmek için etrafına bakındı. İki adım atar atmaz onun
havuzun diğer ucunda kalabalık bir grubun arasında dur-
duğunu gördü.Bakışlarını ondan ayırmaksızın misafirler, garsonlar,
meşaleler, şemsiydi masalar ve havuzdan oluşan engelleri-
ni aşmaya çalışarak dikkatle ilerlemeye başladı Laurcn. Bi-
raz daha yaklaşınca Nick’ın kendisiyle hararetli bir şekilde
konuşan insanlarla birlikte durduğunu gördü. Kafasını on-
lara doğru eğmiş büyük bir dikkatle söylenenleri dinliyor
gibi görünse de belirli aralıklarla sanki birini arıyormuşça-
sına bakışlarını hızla kalabalığın üzerinde gezdiriyordu.
Laurcn sevinç içinde onun kendisini aradığını fark etti.
Nick sanki yakınlarda olduğunu hissetmişçesine birden
kafasını kaldırdı vc onca insanın arasında birden bakışları
kesişti. Saygısızlığa kaçan bir aceleyle onunla konuşan in-
sanlara başıyla selam verip hiçbir şey söylemeden araların-
dan sıyrıldı. Bahçedeki son grup geçmesine izin verdikten
sonra, Laurcn nihayet onu tamamen görebildi vc o an ne-
fesi kesildi. Usta ellerden çıkma olduğu her halinden belli
olan simsiyah smokini muhteşem vücuduna kusursuzca
oturmuştu. Fırfırlı gömleğinin göz kamaştırıcı beyazlı-
ğı güneşte yanan yüzü ve siyah papyonuyla hoş bir tezat
oluşturuyor vc Nick şık takımını bu tür şeyleri giymeye
tamamen alışkın bir adamın rahatlığıyla taşıyordu. Laurcn
tuhaf bir şekilde onunla gurur duymuştu, Nick en sonun-
da yanına geldiğinde ise bunu gizlemeye çalışmadı. “Sana
hiç ne kadar yakışıklı olduğunu söyleyen oldu mu?” diye
sordu kısık bir sesle.
Yüzüne hafifçe çocuksu bir gülümseme yayıldı. “I layır
dersem ne düşünürdün?”
Laurcn güldü. “Alçakgönüllü olmaya çalıştığını düşü-
nürdüm.”
“O halde, şimdi ne yapmalıyım?” diye sataştı ona
Nick.”Sanırım sana iltifat ettiğim için heyecanlanıp utanmış
gibi görünmen gerekiyor.”
“Kolay kolay heyecanlanıp utanmam.”
“O zaman, nasıl göründüğümü söyleyerek beni lıeye-
canlandırabilirsin,” diye takıldı ona Lauren. Diğer misafir-
lerin dikkatini çekmemek için yavaşça etrafında dönerken
elbisesinin Nick üzerinde şok etkisi yaratmasını sağladı.
Meşalelerin titrek ışığı parlak bal rengi saçlarının arasında
dans ederken dönüşünü bitirdiğinde, Nick’in bakışlarının
ışıltılı yüzünde, parlak mavi gözlerinde ve yumuşak, dol-
gun dudaklarından aşağı doğru kayarak vücut hatlarında
gezinmesini izledi.
Bu kez sataşma sırası ona geçmişti. “Ece?” dedi. “Ne
düşünüyorsun?”
Lauren en sonunda gözlerinin içine bakan gri gözlerin
arzuyla pırıldadığını gördü. Fakat Nick cevap vermek yeri-
ne yakıcı bakışlarıyla onu yeniden baştan aşağı süzdü. Du-
raksadı ve sonra birden, “Elbise sana çok yakışmış,” dedi.
Lauren kahkaha atmaya başladı. “Kimsenin sana birini
iltifatlarla ikna edebileceğini söylemesine sakın izin ver-
me, çünkü bunu bcccrcmıyorsun.”
Nick meydan okuyan bakışlarla, “Öyle mi?” diyerek
dalga geçti. “O halde sana gerçekte ne düşündüğümü söy-
leyeyim: Bcncc çok güzelsin, ayrıca büyüleyici bir şekilde
aynı anda hem son derece seksi ve akıllı bir genç kadın
gibi hem de tamamen meleksi bir genç kız gibi görünmeyi
başarıyorsun. Yüz kişiyle birlikte önümüzdeki birkaç saat
boyunca buraya takılıp kalmamış olmayı dilerdim, çünkü
sana her baktığımda… Bu gece kollarımda nasıl olacağını
görmek için rahatsız edici bir şekilde sabırsızlanıyorum.”
Lauren’ın beyaz teni aniden kızardı. O kadar da me-