Ucup giden hayallerim,2

Model Detayları

  • Kayıt Tarih: 27 Mart 2013 7:04:51
  • Bitiş Tarihi: Bu ilanin süresi doldu

Model Açıklaması

Ucup giden hayallerim,2

Gözyaşlarını yavaşça yanaklarıma süzülüyor. Gizlemeye ça-
lışıyorum. “Sırası mı şimdi?” diyorum kendi kendime.
Nazikçe uzanan bir el yardımıma koşuyor.44 Votka porta-
kal! Elvan”
“Teşekkür ederim Sinan bey.”
“Daha ne kadar Sinan bey demeye devam edeceksin?”
diyerek tatlı bir serzenişte bulunuyor.
“Sinan?” diyorum. Gülümseyerek gözlerine bakıyorum.
Gecenin ilerleyen saatlerinde ikisi resim, heykel, şiir
edebiyat derken koyu bir sohbete dalıyorlar; ben masal dinler
gibi başımı koltuğa yaslıyorum. Kulağım bu içten ve yalın
sözcüklerle yıkanırken göz kapaklarıma melekler bağdaş kur-
muş kapandı kapanacak. Ara sıra kirpiklerimi kırpıştırarak
engel olmaya çalışıyorum…
Sabah uyandığımda, dinlerken uyuduğum masalsı sohbet
yerini yağmur sesine bırakmıştı. Koskoca bir salonun büyük
penceresinin önünde battaniyeye sarınmış, öylece uyuyakal-
mıştım. Ne Eren vardı ortalıkta ne de Sinan. Denize düşen
yağmurları uzun uzun seyrederken hiçbir şey düşünmedim.
Yorgun yüreğim suskun, beynim dingin. Dalgın gözlerle
uzakları seyrettim. Gri gökyüzünün denize düştüğü uzak
ufuklan.
Saat dokuza geliyor. O kadar uzun mu uyumuşum? Hay-
ret! Oysa yerimi yadırgarım ben.
Banyo ne tarafta acaba? Sessizce ge/insem bulabilir mi-
yim? Sahi Eren nerede? Uyanmış olmalılar. Yan taraftan ge-
len sese doğru ilerliyorum. Mutfağın açık duran kapısından
Sinan’ı görüyorum.”Ooo günaydın Elvan, iyi uyuyabildin mi?” diye soruyor.
“Özür dilerim. Uyuyakalmışım,” diyorum utangaç bir tavırla.
Hemen ardından soruyorum “Eren yok mu?”
“Modeli sabah erkenden telefon etti. Öğleden sonra işi
varmış. Bu nedenle randevusunu sabah erken saatte almak
için rica etti. Eren çalışmalarına ara vermek istemediğinden
kabul etmek zorunda kaldı. Seni uyandırmak istemedi, ama
seni arayacağını söylememi istedi.”
“Anlıyorum. Ama senin programını bozmuyorum değil
mi?”
“Hayır bozmuyorsun. Aksine beraber kahvaltı ederiz di
yordum. Her zaman kahvaltıda yalnız olmak keyif vermiyor.
Ne dersin bana eşlik edecek misin?”
Tezgahın üzerindeki kahvaltı hazırlıklarını görünce acık-
tığımı hissediyorum ama yine de söylemeden edemiyorum.
“Evli olduğunu düşünüyordum.”
“Neden böyle düşündün?”
“Şile’deki yerin için heykeltıraş bir çiftin atölyesi demir-
lerdi.”
“Hayır hiç evlenmedim. Ama sanırım çevredeki köylüler
yolun yansını yalnız geçirdiğime inanmak istemiyorlar”
Gülüşüyoruz.
Kahvaltı sonrasında, yağmurla yıkanan adaları seyreder-
ken koyu bir sohbete dalıyoruz. Bir ara bardağıma uzanırken,
Sinan’ın dikkatli bakışlarının ellerimde gezindiğini fark edi-
yorum. Birden gerildiğimi hissediyorum. Bardağımı masaya
bıraktıktan sonra ellerimi saklamak istercesine masanın altın-
da kucağıma koyuyorum. Mahcup bir ifadeyle; “Dünkü sa-
karlığım için üzgünüm. İnan mümkün olsa zamanı geriye alırve bu olayın hiç yaşanmamış olması için elimden geleni ya-
pardım,” diyorum.
Sinan gözlerime bakarak gülümsüyor. Yumuşacık bir ses
tonuyla; “Aslında haklısın. Bu durumu talefı edebiliriz ama
bana yardım edersen tabi ki,” diyor.
“Nasıl yardım edebilirim ki?” diyorum.
“Ellerin,” diyor Sinan. “Ellerin öyle narin, ellerin konuş-
kan, ellerin öyle anlamlı ki. Senin ellerini çalışmalıyım. Ama
sen de istersen tabii”
Susuyorum…Ellerim… O sadece ve sadece ellerimi iste-
mişti…
*
Öğleden sonra dinen yağmur, yerini sert rüzgarlara bıra-
kırken nicedir oturmadığımız cam masadayız.
Biz hepimiz, bu soğuk günlerin, gebe olduğu ilkbaharı
doğuracağını biliyoruz. Jülide perdeleri biraz daha açıp pen-
cerenin yan tarafında topluyor. Rüzgarla sallanıp incecik da-
lıyla camı tıklatan kayısı ağacına göz gezdirdikten sonra ba-
na dönüyor ve elleriyle bulunduğumuz yeri işaret ederek;
“Kızım bu köşe insanı şair yapar valla. Bir de üstüne akşam
rakı balık da yaptık mı, gör bak o zaman içimdeki zehir, di-
zelere nasıl dökülür?”
Sonra dudakları yavaşça büzülüyor, yüzüne anlamlı bir
durgunluk oturuyor. Karşımdaki sandalyeye çökerek devam
ediyor;
“Nedense bugün pek tadım yok”
” Hayrola ne oldu?”
“Yok ya, özel bir şey olmadı. Durup dururken öylesine,canım sıkılıyor işte. Beni boş ver şimdi, söyle bakalım sergi
nasıldı?”
Düşünceli bir şekilde gülümseyerek kayısı ağacına bakı-
yorum.
“Oraya adım attığımda, büyüleyici bir atmosferin içine
girdim. Önce biraz tedirgin oldum. Nasıl anlatsam, yabancısı
olduğum farklı bir dünyaydı. İlk görüşte buz gibi görünen so-
ğuk heykellerin arasında dolaşırken, sonra onları hissetmeye
başladım. Sanki her biri dile geliyor ve içimdeki duygularımı
açığa çıkarıyordu. Hele bir kadın heykeli vardı ki sorma. Da-
kikalarca karşısına çakılıp seyrettim. Kendimi öyle kaptırmı-
şım ki, nasıl olduysa elimdeki kadehi yere düşürdüm. Ne ya-
pacağımı şaşırdım ve sonra ağlayarak dışarı fırladım.”
Jülide; “Anlıyorum hoş bir durum değil ama bunun için
de ağlanmaz ki canım,” diyerek şaşkınlığını dile getiriyor.
“Aslında gözyaşlarını onun için değildi. Yıllardır birik-
tirdiğim her şey birdenbire sökün etti. Neyse, daha sonra Si-
nan’ın evine gittik. Bu kadar kirli bir dünyanın içinde o kadar
yalın bir sığınak yaratmış ki hayran kaldım. Biliyorsun ben
yerimi yadırgarım. Ama inan bana farkında olmadan oturdu-
ğum koltukta öylece uyuyakalmışım. Sabah uyandığımda,
içimde hayata karşı taptaze bir direnç vardı. Uzun sözün kı-
sası anladım ki bu güne kadar, kendimi mutlu zannederken
farkında olmadan hep mutluluğu aramışım. Meğer o kadar da
uzağım da değilmiş. Ellerimdeymiş mutluluk”
“Sen, Sinan’dan biraz etkilenmişe benziyorsun”
“Doğrusunu istersen çok etkilendim. Düşünsene ben, ilk
defa kendimi bir erkeğin karşısında sadece bir kadın gibi his-

İlan ID: 1786051fb7b5b457

  

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.